Korkuyorum… Bir takım yozlaşmış düşüncelerden arındırmak ve muasır medeniyet seviyesine ulaşmasını sağlaması için yaptığım devrimlerin dinsizlik olarak algılanmasından… Korkuyorum… Benim isteğim olmamasına rağmen benden sonra benim arkama sığınıp devletle milleti din konusunda karşı karşıya getirmelerinden… Korkuyorum… Benim rozetimi takarak, benim sözlerimi söyleyerek, Atatürkçüyüm diyerek her türlü yolsuzluğu ahlaksızlığı benim adımla yapmalarından.. Korkuyorum… Atatürkçülüğün slogan atmaya, büst koymaya, resim asmaya kadar indirilip basitleştirilmesinden ama bunun yanında hedef olarak gösterdiğim muasır medeniyet seviyesine 2000′li yıllarda bile çıkılamayacağından… Salih’e (Bozok; akrabası,yaveri) söyledim.. Bir şeyler yapmak istiyorum, şu rahatsızlığım da olmasa… 2000′li yıllarda hala hastane kapılarında ölen insanlar, açlıktan hasta olanlar, parasızlıktan kendini satanlar, uyuşturucu, mafya, her türlü pislik varken ülkenin en büyük sorununun sokak serserisi gibi slogan atıp benim ismimi söylemek olduğunu zanneden öğretmenler yetişmez umarım… Halbuki ben öleceğim her fani gibi. Beni mutlu etmenin yolu mezarımda; şekilcilikten uzak modern bir ülke yaratmak. Umarım; 29 Ekim’de benim ismim slogan olarak atılırken Türkiye fezaya da adam göndermiş olsun.. Yoksa; Yazık, çok yazık….
Kaynak: Rain Güncesi