Arthur C. Clarke önce dilimize çevrilmeyen “The Fountains of Paradise” kitabında, sonraysa bitmek bilmeyen Uzay Efsanesi dörtlemesinin son kitabı olan 3001’de garip bir fikirle çıkmıştı karşımıza. Dünyanın çevresine bir uzay asansörü kurulmuş ve uzay teknolojisine harcanan paradan önemli oranda tasarruf sağladığı için de oldukça başarılı olmuştu. İşin garibi asansör insan türünün rastladığı en sağlam maddeden, yani bilinen ismiyle elmas bilimsel ismiyle Kristalin Karbondan yapılmıştı. Gerekli elmas nereden mi bulunmuştu? Tabii ki Karbon devi Jüpiter’in göbeğinden kopup gelmişti. İşin elmas kısmı hala kurgu olsa da Uzay Asansörü kurgu olmaktan çıktı, gerekli bütçe bulunursa on yıla kadar evrene doğru uzanan bir asansörümüz olacak.
